MiSiOMiSiO

The Story of Architect Sinan ToysMimar Sinan Oyuncakları'nın Hikâyesi

Muzaffer Özgüleş, İstanbul silüeti önünde
At the Süleymaniye minaret, Istanbul, 2007Süleymaniye minaresinde, İstanbul, 2007

Bundan neredeyse 20 yıl önce, 2007 Şubat'ının soğuk ama güneşli bir sabahında Edirnekapı surlarından Mihrimah Sultan Camisi'ne bakarken aklıma gelen bir projeydi bu. Çocukların Mimar Sinan'la tanışmalarını eğlenceli hale getirecek, üç boyutlu düşünme yeteneklerini geliştirecek ve en önemlisi beraberce oynayabilecekleri bir oyun hayal etmiştim. Sinan'ın eserlerinin, en küçük yapı birimi olan taşlar yerine minik plastik –ya da başka bir malzemeden- parçaların bir araya getirilmesiyle inşa edildiği bir oyuncak. Sinan'ın camilerini, hamamlarını, su kemerlerini, köprülerini, saraylarını ve daha birçok yapısını; önce kemerleri, ayakları, duvarları ve sütunları, sonra tonozları, kubbeleri, pencereleri ve çatıları, oyun kutusunun içindeki kılavuza bakarak yapmaya dayanan bir oyun. Farklı yapılar için farklı kutular içinde hazırlanacak bu oyun setleri, çocukların -hatta hayal güçleri yeterse yetişkinlerin de- kutudan çıkan yapıyı işbirliğiyle inşa etmelerini sağlayacak hem de farklı yapıları bir araya getirerek minyatür bir şehir kurmalarına olanak sağlayabilecekti. Nearly 20 years ago, on a cold but sunny morning in February 2007, I was looking from the Edirnekapı walls toward the Mihrimah Sultan Mosque when this project first came to mind. I imagined a game that would make children's first encounter with Mimar Sinan fun, build their three-dimensional thinking, and — most importantly — let them play together. A toy in which Sinan's works are built not from stone, the smallest unit of the original structures, but from tiny plastic — or other material — pieces put together instead. A game built on assembling Sinan's mosques, bathhouses, aqueducts, bridges, palaces and many other structures — first the arches, piers, walls and columns, then the vaults, domes, windows and roofs — by following the guide inside the box. These sets, each prepared in a different box for a different building, would let children — and adults too, if their imagination allowed — build the structure together, and even combine different buildings into a miniature city.

İşte bu hayalim nihayet gerçeğe dönüşüyor. 2026 itibarıyla başladığım ve ilk prototiplerini ürettiğim MiSiO Projesi'nin sonunda seri üretime hazır hale getirmeyi hedeflediğim oyun setlerinin tasarımını, proje süresi boyunca tüm ayrıntılarıyla gerçekleştirilecek. İlk denemelerimi bu yıl tam 800 yaşında olan Alanya'nın simge yapısı Kızılkule için "Oyna, Keşfet, Hatırla" sloganıyla yaptığım oyuncak setlerinde, temel olarak iki farklı tasarım üzerinde çalışılacak. Birincisi, en küçük yapıtaşı olarak yapılarda kullanılan kesme taş, sütun başlığı, alem gibi daha küçük ölçekli öğeleri kullanan, daha çok sayıda parçadan oluşan, görece daha zor ve daha büyük yaş grubuna hitap eden tasarım. İkincisi, en küçük yapı birimi olarak kemer, duvar, ayak, tonoz, kubbe gibi öğeleri kullanan, daha az parçadan oluşan, görece daha kolay ve daha küçük yaş grubuna hitap eden tasarım. Tabii dilerlerse çocuklar kutudaki parçaları kullanarak kendi özgün yapılarını da inşa edebilecekler. Sonuçta çocuklar keyifle oynarken, sabır, dikkat, konsantrasyon, koordinasyon ve işbirliği yetileri de gelişecek. Üstelik Mimar Sinan, çocukların gönlünde hak ettiği yeri bir oyun güzelliğiyle bulacak. That dream is finally becoming reality. Started in 2026, with its first prototypes already produced, the MiSiO Project will develop the design of these game sets — down to every detail — over its full duration, aiming to have them ready for serial production by the end. My first trials, made for Kızılkule, Alanya's landmark tower turning exactly 800 this year, carry the slogan "Play, Discover, Remember," and work around two basic designs. The first uses smaller-scale elements — cut stone, column capitals, finials — as its smallest building block, has more pieces, and is relatively harder, aimed at an older age group. The second uses arches, walls, piers, vaults and domes as its smallest unit, has fewer pieces, and is relatively easier, aimed at a younger age group. Children can, of course, also use the pieces in the box to build their own original structures. In the end, while children play and enjoy themselves, they will also develop patience, attention, concentration, coordination and teamwork. And Mimar Sinan will find the place he deserves in children's hearts, through the beauty of play.

Yapı bileşenlerinin harç ya da beton kullanılmadan bir arada durmasını sağlayan geleneksel yapım tekniklerinin ve kenet sistemlerinin araştırılmasına dayanan ve patentlenmesi öngörülen tasarımlar, kültürel mirasın korunmasına da doğrudan katkı sağlamayı amaçlıyor. Ar-Ge ve tasarım yönüyle öne çıkan bu proje için üretilecek ve oyun setlerinde yer alacak kılavuz kitapçıklarda, yapıların tarihleri ve mimarileri de öyküsel bir dille anlatılıyor. Böylece hem çocuklar hem yetişkinler hem de bu yapıları merak eden yerli ve yabancı ziyaretçilerin güvenilir ve anlaşılır bilgiye ulaşmaları da sağlanıyor. İlk etapta öne çıkan Mimar Sinan yapıları için tasarlanacak setlerin ardından Türkiye'deki diğer önemli yapılar, daha sonra Avrupa ve Dünya'daki ikonik mimarlık ve sanat eserleri gelecek. The designs, expected to be patented, are based on researching traditional building techniques and clamping systems that hold building components together without mortar or concrete — aiming to contribute directly to the preservation of cultural heritage as well. For this project, which stands out for its R&D and design dimension, the guide booklets produced for the game sets also tell the history and architecture of each building in a narrative voice — giving children, adults, and local and foreign visitors curious about these buildings reliable, understandable information. After the sets for Mimar Sinan's most prominent works, other important buildings across Turkey will follow, then iconic works of architecture and art from Europe and the world.

Muzaffer Özgüleş, 03.09.2026

Back to MiSiOMiSiO'ya dön